Shop

MERMER RENK KARTELASI TIKLAYIN

MERMER RENK KARTELASI

Bintaş Mobilya Mermer Masa İmalatı Fabrikası Mermer Dresuar Mermer Orta Sehpa Mermer Fiskos Sehpa Mermer Masa Modelleri Mermer Masa Fiyatları Ahşap Metal Krom  Ayak Memer Masalar Ev Mutfak Salon Ofis İşyeri Otel Motel Cafe Restauran Memer Masa Üretimi

 

 

Share:
Açıklama

Açıklama

MERMER RENK KARTELASI

adria-mink

 

affumicato

 

afrodit

 

agean-white

 

arabescato

 

bianco-lasa-machia-vechia

 

bianco-lasa-venato

 

black-and-gold

 

blue-galaxy

 

blue-jeans

 

blue-roma

 

bluette

 

bottocino

 

brown-leather

 

calacatta-cerviole

 

calacatta-extra

 

calacatta-lincoln

 

calacatta-lucina

 

calacatta-lucina-extra

 

calacatta-oro

 

caramel-grey

 

carrara

 

cipollino

 

claros

 

cofee-wood

 

coffee-dream

 

cool-grey

 

Bintaş Mobilya Mermer Masa İmalatı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mermer Tarihçesi

Ülkemizde mermer yatakları, Anadolu Yarımadası’nı yurt edinen bütün uygarlıklar tarafından işletilmiştir. Konut, lahit, tapınak ve heykel yapımında malzeme olarak değerlendirilen mermere ait yataklar, özellikle Roma ve Bizans İmparatorlukları döneminde yaygın olarak değerlendirilmiştir. Bu ocaklardan Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları dönemlerinde de yararlanılmıştır. Mermer işlemeciliğinin tarihsel bir gelişim gösterdiği ülkemizde, Etiler devrindeki arkeolojik araştırmalarda ortaya çıkartılan kabartma ve heykeller, Eski Yunan ve Roma devrine ait amfiler, arenalar ve diğer çeşitli sanat eserleri, Selçuklular devrinin saray, hamam, kervansaray, cami ve medreseleri, Osmanlı devrinin cami, minare ve çeşmeleri mermercilikteki en somut örneklerdir. Tarihi evreleriyle detaya inildiğinde, ilk kez doğal taşlarla tanıiması avını vurmak veya düşmanından korunmakla başlayan insanoğlunun ilk yerleşim yeri olan Anadolu’da mermerciliğin tarihinin de ilkçağa kadar uzandığı görülmektedir. Mermerin altın çağının sürdüğü M.Ö ve M.S 7. yüzyıllar arasındaki dönemde, dünyanın hiçbir yerinde rastlamadığı kadar çok mermer Anadolu’da işletilip kullanılmıştır. Dünyanın Yedi Harikası’ndan Artemis Tapınağı ve Halikarnasus Moseleum bu dönemin tarihe damgasını vuran başlıca yapıtlardır. Özellikle Ege Bölgesi’nde Efes, Bergama ve Afrondisyas mermercilik okullarında yetişen ustaların ellerinden geçen ve kullanılan yöntemlerin bugün izleri hâlâ rastlanan ocaklarda işlenen mermer, Anadolu medeniyetinin görkemli yapıları ile tapınaklarına, ayrıca heykellere ve kabartmalara şekil ve mimari yönden büyük bir estetik kazandırmıştır. M.Ö. 356 yılında yakılan, aslına uygun ancak çok daha görkemli bir şekilde tam 220 yılda tamamlanan, depremlerden etkilenmemesi için bataklık zemin üzerine Artemis Tapınağı’ndaki 24 ton ağırlığında ve 20 metre yüksekliğindeki tek parça mermerin Ephesos’a nasıl getirilip yerleştirildiğinin sırrı hâlâ çözülememiştir. 7. yüzyıldaki büyük deprem ve onu izleyen akınlar, göçler ve savaşlar mermerciliğin altın çağında bir durgunluğa neden olmuştur; Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar devrindeki mermer işletmeciliği önceki yıllardaki yoğunlukta olmamak üzere, ocaklardan yine murç ve çekiçle çıkartılan mermer blokları, el işçiliği ile yontularak kiliselerde, hamamlarda, camilerde, saraylarda ve kervansaraylarda kullanılmıştır. Bugün mermerde Doğu ve Batı kültürünün estetik bir bileşimi sayılan, ayrıca insanlık tarihinin en eski ve en görkemli yapıtı olma niteliğini bugüne kadar koruyan Ayasofya’da kullanılan beyaz mermerler Marmara Adası’ndan, damarlı pembe mermerler Afyonkarahisar’dan, “vertanique” denilen yeşil somakiler Teselya ve Mora Yarımadası’ndan, sarı mermerler ise Cezayir’den getirilmiştir. Yapı, bin yüz yıl boyunca Bizans İmparatorluğu’nda Hırıstiyan kilisesi, öte yandan Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle beşyüz yıl boyunca da Osmanlı İmparatorluğu’nda İslam camii sıfatıyla, mermer işlemeciliğinin güzel örneklerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü dönemde özellikle İstanbul çevresindeki eserlerde bol miktarda mermer kullanılmıştır. Marmara adası, Gebze, İzmit, İznik ve Bilecik çevresindeki mermer ocaklarından İstanbul’a bol miktarda mermer taşınmıştır. Çanakkale’nin Ezine bölgesindeki siyenit porfirler; bu dönemde de yaygın olarak işletilmiştir. Genç Cumhuriyet’in kurulması ile birlikte ekonomik sıkıntılar başladığından mermer işletmeciliğine çok uzunca bir süre belirli bölgelerde devam edilmiştir. Üretilen bloklar Ziraat Bankası şubeleri, demiryolu istasyonları ve okul inşaatları gibi kamu binalarında sınırlı oranda kullanılmıştır. 1940′lı yıllara gelindiğinde Anıtkabir inşaatı sırasında bol miktarada mermerin kullanıldığı görülmektedir. Cumhuriyetin ilanından sonra önemli yapıların inşaası için talep edilen mermerlerin dışında kurna taşı, tuvalet taşı ve mezar taşı gereksinimini karşılamak için sınırlı miktarda mermer üretilmiştir. Türkiye mermerciliği 1970′li yıllara kadar bu tempoda gelişmiştir. Sınırlı üretim araçları ve düşük kesme hızına sahip kumlu kataraklarla beklenen gelişme sağlanamamıştır. 1970 – 1980 döneminde inşaat sektörü canlanmış ve iç talepler artmaya başlamıştır. Elmas lamalı katrakların devreye girmesi ile birlikte yurtdışı satımlara da geçilmiştir. Bu ihracat hamlesi 1980′li yıllardan sonra hızla tırmanmıştır. Türkiye’nin mermer sektörü için 1986 yılının bir dönüm noktası olduğu görülmektedir. Zira 1985 yılına kadar 605 sayılı Taş Ocakları Nizannamesi’ne göre işlem gören mermer, bu tarihten sonra Maden Kanunu kapsamına alınarak, mermer sahalarına çok önemli miktarda yatırım yapılmıştır. Bu dönemde uygulanan yatırım ve ihracat teşvikleri ile fuar organizasyonları kısa sürede etkisini göstermiş, modern üretim ve kesme teknolojileri ülkeye girmiştir. Etibank’ın mermer ocaklarını kapatmasıyla da üretimin hemen hemen tamamı özel sektöre geçmiştir. Bugün yurtiçi talebi karşılayan mermer artık önemi her geçen gün artan bir ihraç mamulü ve döviz kaynağı olarak görülmektedir.

Oluşumu milyonlarca yıl önce başlayan mermer, zarafeti ve potansiyel zenginliği ile asırlardan beri insanoğlunun vazgeçilmez sanat kollarından birini ve yapı elemanlarını oluşturmuştur. Hititler, eski mısırlılar, frigyalılar, Mezopotamya Medeniyeti, Persler, Lidyalılar, Eski Yunanlılar, Romalılar, Selçuklular, Osmanlılar ve diğer bir çok medeniyet günümüze kadar gelen ve çağlarına ışık tutan heykellerinde ve yapılarında mermer kullanmışlardır.

Medeniyetin beşiği kabul edilen Anadolu’da mermerciliğin ilk örnekleri ortaya çıkmış, özellikle Helenistik ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde mermercilik altın çağını yaşamıştır. MÖ. 1600 yıllarında Hititlerle Yasemek’de (Gaziantep) başlayan sanatsal anlamla ilk mermercilik Arkaik Dönem’de (MÖ 1050-470) Efes’te Helenistik Dönem’de (MÖ 300-30 ) Bergama’da ve Roma Dönemi’nde ( MÖ 30- MS 395 ) Aphrodisias’da kurulan mermercilik okulları ile Anadolu’da büyük gelişim göstermiştir.

Maden ailesi içindeki bu doğal taşlar dünyanın en önemli medeniyetlerinde Mezopotamya, Mısır, Pers, Yunan ve Roma medeniyetlerinin de etkisiyle, tarih öncesi devirlerden günümüze kadar, yapılarda ve anıtlarda, güzelliği ve dayanıklılığı nedeniyle, özellikleri yaşam düzeyleri yüksek toplumlarda bolca tüketilmeleriyle, zenginliğin ve refahın simgesi haline gelmişlerdir. Doğal taşlar, seçimlerinde moda, mimari ve dizayn önemli rol oynamak üzere, yaşamın vazgeçilmez bir parçası olmaya devam etmektedir. Çok eski çağlardan beri medeniyetleri kurulmasında ve kültürlerin gelişmesinde önemli bir rol oynayan mermer, fonksiyonel özellikler yanında,insanların estetik ve sanat zevklerini tatmin etmek üzere, doğal taş içerisindeki ayrıcalıklı üstünlüğünü günümüzde de sürdürmektedir. Mermerin kullanımı tarihi bir süreç ile Mısır tapınakları, Yunan akropolleri, Roma devrine ait amfi-tiyatrolar, orta çağın şatoları, Gotik tarzı katedraller, Rönesans’a ait eserler, Selçuklu ve Osmanlı devrinin saray, hamam, cami ve çeşmelerinden modern çağda tren istasyonları, havaalanları, yönetim binaları, alışveriş merkezleri ve konutlara yaygınlaşmıştır.

Kolay işlenebilmesi, estetik görünüşü, sert hava koşullarına dayanıklı olması, taşıyıcı gücünün fazlalığı ve doğada bol miktarda bulunması nedeniyle mermer, yüzyıllar boyunca mimarinin en soylu yapı malzemesi olmuştur.

Mermer oluşumun tarihi 650 milyon yıl önce başlamıştır. Günümüzde en çok kullanılan malzemeler sınıfın da yerini tutmaktadır. Mermer kireçtaşı olarak bilinirler. Bu kireç taşlarının temelini karbonatların birikmesi oluştur.CaCO3 içeren mermerler geçmiş yıllardan beri içlerinde bulundurdukları suyu dışarı attıkları zaman taşlaşmaya başlarlar. Mermerler milyonlarca yıl önce olduğundan dolayı tortullaşmalardan kaynaklanan ısı değişimlerinin yarattığı baskılardan dolayı ortaya çıkmaya başlarlar.

İnsanoğlu mermer kullanımı yüzyıllarca önce başlamıştır. İnsanoğlu mermeri geçmiş yıllarda eşya olarak kullandılar. Bazı toplumlarda mermerlerden yapılmış silahlar günümüzde müzelerde sergilenmektedir.

Mermer ve taş sektörü eski çağlardan beri gelişimini hızla sürdürmüştür. Ülkemizde şuan faal halde 62 tane mermer ocağı bulunmaktadır. Eski çağlarda yontma sistemi kullanılarak elde edilen taşlar şimdilerde ocaklarda ve fabrikalarda şekil almaktadır.

Mermer kullanımı eski zaman mimarlıkta en çok kullanılan malzemelerden bir tanesiydi. Bunun sebebi mermerin doğada bulunma sayısının diğer malzemelere göre çok daha fazla olması ve taşıyıcı gücünün çok olmasıdır. Mermerler ağır hava koşullarına çok uzun süre dayanırlar.

Mermerlerin dış görünüşü insanları geçmiş yıllardan beri cezp etmiştir. Mermerin en çok kullanıldığı çağ İ.Ö 1400 yılları olarak bilinir. Mermeri tercih eden toplumların başında ilk olarak Frigya’lılar gelmektedir. Mermerin merkezi Anadolu’dur. Romalılar zamanında mermercilik en görkemli yıllarını yaşamışlardır. Osmanlı heykellerinde mermer kullanması ile bu çağlara öncü olmuştur. Anadolu da büyük çağlarda mermer kullanımı ve ustalığı üzerinde çok sayıda okullar açılıp bu sanat dalının gelişimi sağlanmıştır Türkiye 5,2 milyar m³ (13,9 milyar ton) toplam rezervi ile dünya mermer
potansiyelinin yaklaşık %40’ına sahiptir. Ancak bu potansiyelin sadece %1’lik bir
kısmı kullanılmaktadır. Mermer üretimimiz özellikle 1980’li yıllardan itibaren hızla
artmıştır. Türkiye, mermer üretiminde dünyada 7. sırada, mermer ihracatında ise 8.
sırada yer almaktadır. Mermercilik sektöründe 116’sı kamu ve 447’si özel olmak
üzere toplam 563 işletme bulunmaktadır. Bu işletmelerde çalışan toplam 5968 kişinin
1021’i kamuya, 4947’si de özel sektöre ait iş yerlerinde çalışmaktadırlar. 2002
yılında Türkiye 3.105.000 ton mermer üretmiş ve bunun 820.000 tonunu ihraç
etmiştir. Mermer üretiminde ve ihracatında daha iyi duruma gelebilmemiz için
mermer üreten ve ihraç eden firmalara kolaylıklar tanınmalıdır. Bunun için ülkemiz
mermerlerinin uluslar arası marka hâline gelmesi için gerekli tanıtım ve girişimler
ilgili kuruluşlarca mutlaka yapılmalıdır.
Anahtar Kelimeler: Türkiye, mermer potansiyeli , mermer üretimi, mermer ihracatı
ABSTRACT
Turkey has almost 40% of the total marble reserves (13.9 billion tonnes) of the world
with 5.2 billion tonnes. However, only 1% of these reserves are currently being utilized.
The marble production of Turkey has shown a gradual increase starting from 1980s.
Turkey ranks 7th in marble production and 8th in marble export in the world. There are
563 marble production facilities, 116 of which are in governmental. 447 of them are in
private sector. Among 5968 people employed in these facilities, 1021 work in
governmental and 4947 work in the private sector. In 2002 there were 3,105,000 tonnes Ülkelerin kalkınmalarında ve geleceklerine yön vermede zengin ham madde
kaynaklarına sahip olmanın önemi bilinen bir gerçektir. Bugün dünyada uygulanan
ekonomik sistemlerin tümünde benimsenen ortak görüş, ham madde girdisinin üretim
unsurları içindeki önemi ve vazgeçilmezliğidir. Buna bağlı olarak yer altı kaynakları
bakımından zengin olan ülkeler, kalkınmalarını büyük oranda tamamlamış ülkelerdir.
Yüksek sıcaklık ve yüksek basınç altında başkalaşıma (metamorfizma) uğramış
kalkerlere mermer denir. Endüstriyel manada ise kolayca cilâlanan ve kolayca parlayan
taşlara mermer denilmektedir. Özellikle endüstriyel anlamda mermerin yerine doğal taş
terimi de kullanılmaktadır. Metin içerisinde yer yer bu terim kullanılmıştır.
Ülkemizde mermerin tarihçesi oldukça eskiye dayanmaktadır. Efes kazılarında M.S. 2.
yüzyılda doğal taş tarihinde blok kesiminde kullanılan ilk lamalı katrak bulunmuştur.
Yine Selçuk (İzmir) yakınlarında antik ocaklarda tel kesmenin ilk prototipinin izine
rastlanılmıştır. Bu bulgular bize Türkiye topraklarında yaklaşık 2000 yıldır doğal taş
işletme teknolojisinin dolayısıyla mermerciliğin varlığını ispatlamaktadır (Yener, 2003).
Antik çağlardan bu yana ülkemizde mermer çıkartılıp kullanılmıştır. Yapılan
araştırmalarda mermer kelimesi Marmara Adası ile ilişkilendirilmiştir. Bu da Marmara
Adasının eski çağlarda da mermercilik bakımından önemli olduğunu göstermektedir.
Marmara Adası ve Afyon-İscehisar Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde
bütün Akdeniz ülkelerine mermer ihraç eden önemli merkezler konumundaydı.
Anadolu’da mermerin kullanımının yaygın olduğu tarihî eserlerden anlaşılmaktadır.
Urartularla başlayan taş işleme tekniği bütün medeniyetler boyunca devam etmiş ve her medeniyet mermer ve diğer doğal taşları şehir, tiyatro, yol, hamam, kütüphane,
ibadethane, çeşme, kervansaray vb. yapılarda kullanmıştır (Yener, 2003).
Bir ülkenin yer altı zenginliği her şeyden önce, o ülkenin jeolojik yapısına ve jeolojik
evrimine bağlıdır (Ketin, 1983: 552). Ülkemiz maden yatakları sayı, çeşitlilik ve rezerv
yönünden değerlendirildiğinde, hiç de küçümsenmeyecek bir potansiyele sahip olduğu
görülmektedir.
Doğal taşların yapı ve dekorasyon malzemesi olarak kullanılmaya başlanması dünya
doğal taş üretimini artırmıştır. Üretimdeki artışa paralel olarak kullanılan teknoloji de
gün geçtikçe gelişmektedir. Doğal taştan yapılan inşaat malzemelerinin mimar ve
dekoratörler tarafından daha fazla tercih edilmesi ve fiyatların diğer malzemelere göre
ucuz olması dünyadaki doğal taş tüketimini artırmaktadır.
2. Türkiye’nin Mermer Potansiyeli
Alp-Himalaya dağları kuşağı üzerinde yer alan Türkiye toplam 5,2 milyar m³ (13,9
milyar ton) muhtemel mermer rezervine sahiptir. Dünya mermer rezervlerinin yaklaşık
%40’ının ülkemizde bulunduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde 80’den fazla değişik
yapıda ve 120’nin üzerinde değişik renk ve desende mermer rezervi bulunmaktadır. Bu
mermerler genellikle dünya pazarlarında üstün kalitesiyle ilgi çeken mermer tipleridir.
Ülkemizde mermer yatakları genellikle Paleozoik yaşlı masiflerin bulunduğu alanlarda
yer alır. Bu alanlar genellikle ülkenin batı yarısında yer almakla birlikte doğuda da bazı
yerlerde bulunmaktadır. Menderes masifi, Istıranca masifi, Menteşe masifi, Kazdağ
masifi, Kırşehir masifi, Ilgaz kristalin masifi ve Bitlis masifi bu alanlardan en belirgin
olanlarıdır (Ketin, 1984:13).
Ülkemizdeki mermerlerin bir kısmı da Mezozoik dönemde oluşmuştur. Bunlar da
mezozoik arazilerin yaygın olduğu alanlarda yer almaktadır. Bunun yanında traverten,
granit, oniks, bazalt, serpantin, diyorit gibi kayaçlarda işlenerek yapı taşı olarak
kullanılmaktadır. Şekil-1: Türkiye Mermer Rezervi Haritası (Alpan 1969’dan alınmıştır).
Ülkemizde önemli potansiyele sahip olan bölgeler Marmara, Batı Anadolu, Güney
Anadolu ve Orta ve Kuzey Anadolu Bölgeleridir. Özellikle İzmir, Uşak, Afyon, Muğla,
Kırklareli, Balıkesir, Bursa, Kırşehir, Çankırı, Çorum, Kastamonu, Niğde, Kayseri,
Artvin, Bitlis, Erzincan, Sivas, Tokat, Denizli, Kütahya, Eskişehir, Diyarbakır, Elazığ,
Çanakkale, Konya, Bilecik ve Manisa illerinde zengin yataklar bulunmaktadır (Şekil-1).
Tablo-1: Mermer Ocaklarının İllere Göre Dağılımı.
İller Mermer Ocakları Oranı (%)
Balıkesir 27,00
Afyon 23,60
Bilecik 11,14
Denizli 7,58
Bursa 6,92
Muğla 6,40
Eskişehir 4,03
Uşak 2,37
Kırklareli 1,90
Kırşehir 1,18 Tablo-1’den de anlaşıldığı gibi ülkemizde en fazla mermer ocağı Balıkesir (%27,00)
ilinde bulunmaktadır. Bunu %23,60 ile Afyon ve %11,14 ile Bilecik illeri izlemektedir.
Türkiye’nin uluslar arası piyasalarda en tanınmış mermer çeşitleri arasında Süpren,
Elazığ Vişne, Akşehir Siyah, Manyas Beyaz, Bilecik Bej, Kaplan Postu, Denizli
Traverten, Ege Bordo, Milas Leylâk, Gemlik Diyabaz ve Afyon Şekeri sayılabilir.
3. Türkiye’nin Mermer Üretimi ve İhracatı
Yüksek sıcaklık ve yüksek basınç altında başkalaşıma uğramış kalkerlere mermer denir.
Bu tanım mineralojik anlamda mermerin tanımı olup, endüstriyel tanımı ise; kolayca
cilâlanan ve kolayca parlayan taşlar mermer olarak belirtilmektedir (Doğanay,2002:
272).
Mermerleri iki büyük kategoriye ayırmak mümkündür. Birincisi gerçek mermerler,
diğeri ise mermere benzeyen kayaçlardır. Gerçek mermerler, metamorfizma sonucunda
kalker ve dolomitik kalkerlerin yeniden kristalleşmesi sonucu oluşurlar. Kalsit oranı
%95’e kadar çıkabilir. Renkleri genellikle beyaz ve grimsidir. Bunlara beyaz mermer
denir. Bazı mermerlerin bileşiminde az da olsa silis, silikat, feldspat, demir oksit,
mangan oksit, mika ve organik maddeler gibi yabancı elemanlar bulunur. Bunlar
mermerin beyaz olma özelliğini kaybettirir. Özellikle metal oksitlerin etkileriyle
mermer sarı, pembe, kırmızı, mavimtırak, esmerimsi ve siyah renkler kazanır
(Doğanay,2002:273).
Türkiye genel olarak Alp-Himalaya dağ kuşağı üzerinde bulunduğu için doğal olarak
mermer yatakları yönünden oldukça zengindir. Özellikle Batı Anadolu’da Menderes,
Menteşe, Kazdağ, Istıranca, İç Anadolu’da Kırşehir, Doğu Anadolu’da Bitlis masifleri,
Elazığ ve çevresi oldukça zengin mermer yataklarına sahiptir. Bu alanlardan çıkarılan
mermerler Afyon, Balıkesir, Denizli, Bilecik, Eskişehir, Çanakkale, Kırşehir, Muğla,
Elazığ, İzmir ve Bursa’daki fabrikalarda işlenerek iç ve dış piyasaya sunulmaktadır
(Soykan ve Mutluer,1996:49). Tablo-2: Dünyada En Fazla Mermer Üreten Ülkeler ve Üretim Miktarları (1997).
Ülke Mermer Üretimi (Ton)
Çin 11000000
İtalya 8700000
İspanya 4500000
Hindistan 4500000
Brezilya 2000000
G. Kore 2000000
Türkiye 1660500
Mermer rezervi ve üretimi yönünden ülkemiz dünyanın zengin ülkeleri arasında yer
almaktadır. Üretim bakımından 7., ihracat bakımından da 8. sıradadır.
Türkiye mermercilik sektöründe 116’sı kamu ve 447’si özel sektöre ait olmak üzere
toplam 563 adet mermer işleme atölyesi bulunmaktadır. Bu atölyelerde toplam 5968
kişi çalışmakta ve bunlardan 1021 kişi devlet sektöründe, 4947 kişi ise özel sektörde
çalışmaktadır (DİE, 1997:6).
Tablo-3:Türkiye’de Yıllara Göre Mermer Üretimi.
Yıllar Üretim Miktarı (Ton) Üretim Miktarı (m³)
1989 865000 320000
1990 990000 366000
1991 1150000 428000
1992 1293350 479000
1993 1317600 488000
1994 1450000 540000
1995 1620000 600000
1996 1606500 595000
1997 1660500 615000
1998 1635350 602000
1999 1836200 680000
2000 2187000 810000
2001 2300000 852000
2002 3105000 1150000

ve İspanya, dünya piyasalarında mermerin yerine sert taşları sunmaya başlamıştır. Bu
nedenle granit üreten Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika Cumhuriyeti dünya sert
taş pazarına hâkimdir. Ülkemizde ise granit üretimi dünya ticaretine hâkim olacak
düzeyde değildir. Hatta her yıl yaklaşık 40 milyon dolarlık granit ithalâtı yapılmakta ve
genellikle bu granitler kamu kurumlarında kullanılmaktadır. Buna karşın özel sektör de
yurt dışına granit ihraç etmektedir. Burada bir çelişki bulunmaktadır. Oysa ülkemiz
granit rezervi bakımından da zengindir. Ancak gerekli ilgi ve yatırım yapılırsa granit
üretimimiz artacaktır. Özellikle paleozoik yaşlı arazilerde zengin granit depoları
bulunmaktadır. Buna en iyi örnek Kozak (Bergama) yöresi verilebilir. Burada oldukça
fazla granit rezervi vardır ancak modern ve büyük işletmeler olmadığından potansiyel
tam olarak değerlendirilememektedir. Küçük ölçekli granit işleme atölyeleriyle üretim
yapılmaktadır. Bu gibi yörelerde gerekli yatırım yapılırsa mevcut potansiyel
değerlendirilebilir (Çetin, 2003:36).
Tablo-5:Türkiye’de Yıllara Göre Mermer İhracatı.
Yıllar İhracat (Ton)
1989 132669
1990 134275
1991 139425
1992 162637
1993 161645
1994 226069
1995 285405
1996 302398
1997 403327
1998 462830
1999 541473
2000 705041
2001 754230
2002 820000Toplam rezervi yaklaşık 5,2 milyar m³ (13,9 milyar ton) olan Türkiye, dünya doğal taş
rezervlerinin %40’ına sahiptir. Yaklaşık 1,6 milyar ton civarındaki görünür rezervi ile
dünya ihtiyacını bugünkü hızı ile 80 yıl karşılayacak potansiyele sahiptir. Türkiye
dünya mermer (doğal taş) üretiminde 7., ihracatta ise 8. sırada yer almaktadır.
Türkiye doğal taş ihracatı sürekli artmakla birlikte henüz istenilen düzeye
ulaşamamıştır. Bugünün değerlerine göre rezervlerinin sadece %1’lik bölümünün
kullanıldığı görülmektedir. 1989 yılında 132669 ton olan ihracatımız, 2002 yılında
820000 tona yükselmiştir. Doğal taş ihracatında en önemli pay %72 ile işlenmiş mermer
ürünlerine aittir. Bunu ham/blok mermer ve granitler izlemektedir. İhracat yaptığımız
başlıca ülkeler ABD, İsrail, S. Arabistan, İtalya, Almanya ve İspanya’dır.
Türkiye doğal taş ithalâtında granit miktarında artış dikkati çekmektedir. Yılda ortalama
40 milyon dolar tutarında granit ithal edilmektedir. Granit ithal ettiğimiz başlıca ülkeler
İtalya, İspanya, Hollânda ve Güney Afrika’dır.
Dünyada çevreye verilen önemin giderek artması ve modern yaşamın getirdiği sorunlar
nedeniyle toplumlarda doğal yapı malzemelerinin kullanılmasına eğilim artmaktadır. Bu
da rezerv bakımından oldukça önemli olan Türkiye’nin gelecekte mermer ihracatının
daha fazla olacağını göstermektedir.
Türkiye’de doğal taş üretim ve ihracatının tamamına yakını özel sektör tarafından
karşılanmaktadır. Dolayısıyla ihracatın artması ve özel firmaların başarılı olabilmesi
için alınması gereken bazı önlemler bulunmaktadır. Bunlar aşağıda maddeler hâlinde
belirtilmiştir.
* Özel sektörde çalışan idarî, teknik ve işçi statüsündeki personelin eğitim seviyesi
yükseltilmelidir.
* Yurt dışında bu sektörde faaliyet gösteren büyük şirketlerle stratejik ortaklıklar
kurulmalıdır.
* İşlenmiş mermer ürünlerinin tanıtımı yurt dışında etkin bir şekilde yapmalıdır. Günümüzde internet üzerinde sınırların kalktığı unutulmamalı ve bu fırsattan gerek
tanıtım gerekse pazarlamada faydalanılmalıdır.
* İhracat yapan şirketlerin haklarını korumak ve gelişmelerini sağlamak için dernek,
kooperatif, oda vb. örgütlerin sayısı artırılmalıdır.
* Yurt dışında önemli merkezlere mağaza ve depolar açılarak, tanıtım ve zamanında
teslimat yapılmalıdır.
* Mermerlerimiz orijinal isimleriyle yurt dışında tanıtılmalı ve uluslar arası marka
oluşturulmak suretiyle piyasaya sunulmalıdır.
* Üretimde verimliliği, teknolojik gelişmeyi ve ihracatı artırmak için araştırma ve
geliştirme faaliyetlerine önem verilmelidir. Bu bağlamda uzman kadro ve modern
teknoloji için gerekli teçhizat sağlanmalıdır.
* Mermerciliğin gelişmesi ve mevcut tesislerin işçi ve yönetici problemlerini çözmek
için mermercilik faaliyetinin yoğun olduğu illerde meslek liselerinde ve meslek yüksek
okullarında mermercilik bölümleri açılmalıdır.
* Mermercilik sektörüne verilen teşvikler artırılmalı, makine ve teçhizat alımında
kolaylık sağlanmalıdır.
* Mermer ocaklarında blok mermer çıkarılmasında veya diğer çalışmalarda dinamit ve
barut gibi patlayıcılar kullanılması mermer damarlarında kılcal çatlak oluşmasına neden
olmakta, bu da mermerin kalitesini düşürmektedir.
* Mermer çıkarılan sahalardaki orman örtüsü tahrip olmakta veya yakınındaki ormanlar
bozulmaktadır. Bu alanların çevre düzenlemesi kapsamında ağaçlandırılması gerekir.
* İtalya dünya işlenmiş mermer ihracatında önemli bir paya sahip olduğu için talebi
karşılamak için diğer üretici ülkelerden ham mermer alıp işleyerek dünya pazarına
sunmaktadır. Aynı yöntemi Türkiye de uygulayabilir.
* Ülkemizde özellikle paleozoik yaşlı arazilerde zengin granit depoları bulunmaktadır.
Bu alanlarda kurulacak işletmeler ile ülkemizin granit ihtiyacı karşılanacağı gibi fazlası da yurt dışına ihraç edilebilir. Hâlen ülkemizde özel sektör yurt dışına granit ihraç
ederken, kamu sektörü de yurt dışından her ortalama 40 milyon dolarlık granit ithal
etmektedir. Bu çelişki giderilmeli ve kamu kurumlarında ithal granit kullanımı
önlenmelidir.
* İç Anadolu Bölgesi’nin doğu kesimleri ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde
henüz istenilen düzeye ulaşamayan doğal taş sanayisinin, Mersin ve İskenderun gibi
önemli ihracat limanlarına yakın olması ve Malatya, Kayseri, Gaziantep, Diyarbakır,
Adana ve Mersin gibi büyük şehirlere ulaşım ve pazar bakımından yakınlık bu
bölgelerde doğal taş, özellikle mermer sanayisinin gelişme göstermesi beklenmektedir.
Nitekim son yıllarda Elazığ ve Diyarbakır gibi illerde bu doğrultuda atılımlar
başlamıştır.
* İyi tanıtım ile Türkiye’den doğal taş almayan Uzak Doğu, Afrika ve Güney Amerika
ülkelerine bağlantı kurularak ihracat artırılabilir.
* Doğu Avrupa ve Rusya’dan ayrılan yeni cumhuriyetlerde yeniden yapılandırma
faaliyetlerine bağlı olarak inşaat faaliyetleri Batı Avrupa’ya göre daha canlıdır. Bu
ülkelere yakın olmamız ve mermercilikte yaklaşık 2000 yıllık tecrübemiz ile söz konusu
ülkelere ihracatımızı artırabiliriz. Aynı durum kültür ve tarih bağlarımız bulunan
Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri için de geçerlidir.
* Mermerlerimizi yurt dışına iyi tanıtabilmek ve dünya markası oluşturabilmek için,
uluslar arası mermer ürünleri fuarları ve uluslar arası mermercilik sempozyumları
düzenlenmelidir.
Sonuç itibarıyla Türkiye dünya doğal taş rezervlerinin %40’ına sahip olması, önemli
pazarlara yakın olması ve üç kıtanın birbirine yakın olduğu bir alan üzerinde stratejik
bir konumu olması nedeniyle yakın zamanda özellikle işlenmiş mermer ihracatında
İtalya’dan sonra ikinci ülke hâline gelecektir. Hatta İtalya’yı geçebilecek potansiyele
sahiptir. Bunun için kaliteli mermeri ucuza mal etme, zamanında teslimat, pazarlama ve
tanıtıma büyük önem verilmelidir.

 

 

Yorumlar (0)

İncelemeler

Henüz yorum yapılmadı.

“MERMER RENK KARTELASI TIKLAYIN” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir